LAÜ
eziç en üst

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

29 Ekim'de sosyal medyada yayınlanan hüzünlü hikaye Atatürk'ü anma gününde bir kez daha gündeme geldi. İşte sosyal medyada yer alan o Atatürk fotoğrafının hüzünlü hikayesi;

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi
  • 10 Kasım 2018, Cumartesi 2:33

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Bu fotoğraf Atatürk'ün Türk Ulusunu son kez selamlaması ve vedasıydı. 29 Ekim 1938…Cumhuriyet Bayramı'nda Askeri Lise öğrencilerine el sallamaya çalışırken Dolmabahçe Saray'nın penceresinde çekilmişti. 29 Ekim 1938…Cumhuriyet Bayramı…

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Artık Büyük Ata’nın sağlık durumu, fevkalade vahim…Odasında, yarı uyku halinde, bitkin bir şekilde yatıyor…Yaşamından umut kesilmiş, her an her şey olabilir…Oysa O, Ankara’daki törenlere katılmak istemiş, hatta hipodromda Atatürk’ün şeref locasına yorulmadan çıkabilmesi için bir asansör yaptırılmış, ama ne mümkün ?”

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Ne olacaksam orada olayım” diyen Atatürk doktorlara,”Bütün mesuliyet benimdir…Ankara’ya mutlaka gideceğim” demiştir, ama artık yatağından bile kalkamamaktadır.

 

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

O sırada Dolmabahçe Sarayı’nın önünden iyice yakın geçen bir vapurun içerisi, Askeri Lise öğrencileriyle dolu…Cumhurbaşkanlığı boyunca ilk kez Ankara’daki törenlere katılamayan ve durumu oldukça ağır olan Atatürk'ü görmek isteyen öğrenciler,g öz yaşları içerisinde, ellerindeki bayrakları, çiçekleri ve şapkalarını sallayarak haykırıyorlar…”Atamızı görmek istiyoruz!.. Sonra birden hep bir ağızdan söylemeye başladıkları İstiklal Marşı ile Dolmabahçe Sarayı inliyor.Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Bu sırada yanında gene manevi kızı Gökçen olan Atatürk, gençlerin sesini duyarak heyecanlanır, yatağında doğrulur ve heyecanla pencereden bakan Sabiha Gökçen’e seslenir:
“Bak Gökçen, gençlerimin sesi… Duydun mu beni istiyorlar…” “Evet paşam” der Gökçen, ”Bir vapur dolusu genç…Askeri Lise öğrencileri…Cumhuriyet Bayramı törenlerinden dönüyor olmalılar.Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Atatürk “ Çocuklarım…Benim çocuklarım…” diye fısıldar,gözlerinden yaşlar süzülmektedir.Bu sırada içeriye doktor Neşet Ömer ve Salih Bozok girer. Atatürk heyecanını onlarla paylaşır.Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

”Duyuyor musunuz” “Evet Paşam” derler gözleri dolarak “Duyuyoruz… ”Onlar, Cumhuriyeti emanet ettiğim gençlerimiz..” der gururla Atatürk. Sanki bir anda iyileşmiş, güçlenmiş gibidir.
Oysa Atatürk’ün odasının yanındaki nöbet odasında Kılıç Ali,pencereyi açmış, gençlere “Gidin!” diye işaret etmektedir.Oysa gençler iyice coşmuştur.”Yaşa Atatürk, varol Atatürk!” diye bağırmakta, bazı gençler vapurdan suya atlayarak, saraya doğru yüzmeye çalışmakta, ”ATAmızı görmek istiyoruz!” diye haykırmaktadır.Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Atatürk “Çocuklarımı görmek istiyorum. Buraya kadar gelmişler, hiç değilse onlara el sallamalıyım, beni pencereye götürün!” emrini verir. Doktor Neşet Ömer “Fakat Paşam…” diyecek olur, Atütürk doktorun itirazına sertçe yanıt verir: ”Nedir fakat?” Doktor susar. Salih Bozok hemen pencere önüne bir koltuk koyar.

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Sonra Atütürk’ü giydirirler. Bu giyinme ona büyük ıstırap verir, ama yüzünden boncuk boncuk terler süzüldüğü halde, sesini çıkartmaz. Sonra nöbet odasından koşup gelen Kılıç Ali’nin de yardımıyla Ata'yı penceredeki bir koltuğa götürüp oturturlar.

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Atatürk giyinmiş, başı dik, sanki hiç günleri sayılı bir hasta değilmiş gibi, gençlere gülümseyerek el sallar. Gençler Atatürk’ü pencerede görünce, iyice coşarlar ve sanki denizde kıyamet kopar. Hep beraber alkışlayıp, ”Büyük Atatürk” diye haykırdıklarında, yer gök inler.Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Gençlerden birkaçı hemen üniformalarıyla vapurdan atlayarak Ata’larına doğru yüzmeye, marşlar söylemeye başlar. Bu manzarayla fevkalade duygulanarak ağlayan Atatürk’ün gençlere salladığı eli, gittikçe gücünü kaybederek yana düşer…Gözyaşları içerisinde “Yoruldum…” der.

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi

Kılıç Ali ve Salih Bozok,onu koltuğu ile kucaklayarak, yatağının yanına getirirlerken, dışarıdan gelen tezahürat sesi, gittikçe yükselmektedir. Paşanın “Onları gördüğüm için mutluyum” derken,yumduğu gözlerinden ip gibi yaşlar süzülmektedir. İşte bu fotoğraf o anı ölümsüzleştirmiştir. 

Atatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesiAtatürk'ün son vedasının ağlatan hikayesi​​​​​​​

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

İVERİA
yukarı çık