Bizde erken seçim gelenek haline geldi
GÜNDEMYrd. Doç. Dr. Güven Arıklı’nın hazırlayıp sunduğu, Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan “Haftaya Bakış”a konuk olan Kıbrıslı işadamı Günay Çerkez, “Bizde erken seçim gelenek haline geldi, son 40 yılda 38 seçim yapılmış, her seçim ekonomi için 4-5 ay kayıp demektir” dedi.
“Seçim yasakları olduğu süreçte hükümet tarafından hiç bir yasal işlem yapılamadığını, koalisyon olursa o hükümetin çalışmaya başlamasının en az 1 ay sürdüğünü belirten Çerkez, “Her seçim ülkeye icraat anlamında 4-5 aylık kayıp demektir. Bunu karşılayacak kadar güçlü bir ekonomimiz yoktur. Herşeyin çoğu azı gibi zararlıdır. Her birkaç senede erken seçim demokrasiden çok ülkeyi zarara uğratmaktadır. Haziran ayında da yerel seçimler var. Yazın meclis tatil. Bunların hepsine baktığımızda 2018 yılında uygulamalar açısından çok faaliyet olacağını zannetmiyorum” diye konuşan Çerkez, “Muhakkak başkanlık sistemine geçilmesi lazım. Rum tarafında bu sistem var. Türkiye de bu sisteme geçiyor” diye konuştu
“Başkanlık sistemine geçmemiz lazım”
Küçük ülkelerde parlementer sistemin zannedildiği gibi iyi yürümediğini de söyleyen Günay Çerkez, “Büyük ülkelerde seçmenler gidip mecliste oy kullanamaz.70 bin kişilik gruplar milletvekili seçiyor. O insan da seçildiği halkın nabzını tutup dertlerini mecliste anlatıyor. Yani parlementer sistemde olması gereken bu. Bizim ülkemizde bu pek çalışmıyor. Çünkü bizde 3 bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Toplamda 50 milletvekili çıkartılıyor. Bu çok kolay manipule edilebilir. Bizim muhakkak başkanlık sistemine geçmemiz lazım. Rum tarafında bu sistem var. Türkiye bu sisteme geçiyor. Başkanlık sisteminin iyi tarafı bakanlar milletvekili değil. Yürütmeyi cumhurbaşkanı altında kendisinin atadığı teknokratlar yapar. Bizde son zamanlarda hükümetler koalisyonlardan oluşuyor. böyle olması durumunda dahi bakanların hepsi milletvekili. Bakanlık ciddi mesai isteyen bir iştir. Hem bakanlık yapıp hem toplumun vekiliğini yapmak çok zor.” dedi.
“Başkanlık sistemi daha avantajlı”
Başkanlık sisteminin bir başka avantajının da Cumhurbaşkanı’nın hükümeti atarken kendine en uygun kişileri seçebilmesi olduğunu vurgulayan Çerkez, “Cumhurbaşkanı, kendisiyle uyum içinde çalışabilecek iş konusunda bilgisi olan insanlardan kurar. Atanan bakan işini yapamazsa görevden alabilir. Bizde hükümet değiştiği zaman bütün bürokratlar değişiyor çalışan, görevine adapte olmuş insanlar da değişiyor. Dolayısıyla başkanlık sistemine derhal geçmeliyiz” uyarısında bulundu.
“Ciromuzun yarısı devlete gidiyor”
Güven Arıklı’nın “KKTCELL yıllık cirosunun yarısından fazlasını devlete vergi olarak veriyor. Rum tarafında ise bu vergi yüzde 20 civarında, bizde neden yüzde 62” şeklindeki sorusunu yanıtlayan Çerkez, vergiyi bütün dünyada tüketicinin ödediğini belirterek “Bu konuştuğumuz vergiler tüketici vergileri. Bu hizmeti veren şirketler bunlara ek olarak kurumlar ve gelir vergisi öder. Bizim hükümetlerimizin ana geliri vergi kaynaklarıdır. Bu vergilerin isimleri değişir. Gümrük vergisi var, bunu artırmak için fiyat istikrar fonu var, sonra stopaj var. Gümrük ve rıhtım harcı var. KDV var. Vergi affı konusuna da karşıyım. Mesela kişi seyrüseferini ssk’nı düzenli olarak öder. Fakat birden af çıkar ve ödemeyeni mükafatlandırırlar. Ödeyenler enayimi. Tabi bu oy almanın ödemesidir. Dürüst iş insanını dürüst olmamaya sevk ediyorlar” ifadesini kullandı.
“Küçük ülkeleri yönetmek daha zor”
“Küçük bir ülke olduğumuz için aslında yönetilmemizin çok kolay olduğunu düşünüyorlar. Küçük ülkeleri yönetmek büyük ülkeleri yönetmekten çok daha zordur. Çünkü küçük ülkelerde herkes birbirini tanır. Birbirini tanımıyorsa da tanıyanı tanır. Dernektendir, kulüptendir veya partidendir. Onun için bu işlerin küçük ülkelerde çok daha profesyonel ve adaletli şekilde yapılması gerekir. Yönetimi kuralına göre yapacaksın hiç taviz olmayacak. Ülkemizde bir sürü insan neden vekil veya müsteşar olmaya çalışıyor. Temsil ettiği halktan ayrıcalıklı olabilmek için. Eğer halk seni seçmezse sana bu görevi vermezse senin bir ayrıcalığın olamaz” diye konuşan Çerkez milletvekillerine de çok fazla ayrıcalıklar verildiğini de eleştirdi.
Çok geç kalınmış olan e-devlet uygulaması süratle uygulamaya konulmalı. Böylelikle ekonomi kayıt altına alınarak devlet gelirleri çok ciddi oranlarda artacaktır.
Küçük Ülkeleri daha profesyönel ve çok daha küçük maliyetlerle yönetmek için çok daha orijinal modeller düşünülmeli. Mesela kamu ihale yoluyle yönetim (management) özel şirketler tarafından yapılmalı. O zaman 4x4’lük bir hizmet alınır ve alınamadığı zaman da kolaylıkla değiştirilebilinir.
Milletvekili ve yakınlarına ayrıcalık
Milletvekillerinin park cezası yememesi, araçlarını hızlı sürebilmesi, kaldırıma park edebilmesi gibi ayrıcalıkları plakalarına kırmızı kokart takarak gösterdiklerini söyleyen Çerkez “Ama onu seçen halkın öyle bir ayrıcalığı yok. İngiltere başbakanının da milletvekillerinin de plakaları normal bir plakadır. Polis durdurursa normal bir araç olarak bakar ve durdurur. Devlet olma kültürümüzün kıtlığından böyle saçma şeylere başvuruyoruz. Bir de sadece vekiller bu ayrıcalığı almıyor çocuğununda, eşinin de arabasına özel plaka konur. Aldıkları kırmızı pasaport da ilelebet geçerlidir. 1 dönem vekillik yapar birisi fakat o kırmızı pasaport ilelebet kendisinde kalır. Bunlar geri kalmışlığın ifadesidir. Bir iş yapacaksan kullan. Kültür ve medeniyet çok önemlidir. Kültür sadece büyüğün geldiğinde ayağa kalkmak değildir. Afrika’da kabile hayatı yaşayan toplumlarda bile reis diğerleriyle aynı giyinir. Gerçekten bunlar üzücü şeyler” diye konuştu.
KKTC 4G’ye neden geçemedi?
Programda son olarak KKTC’de 4G sistemine neden geçilemediğini anlatan Günay Çerkez
“Ülke adına insanım adına çok üzücü bir olaydır bu. Biz bir adayız. Üstelik Rumlar’ın koyduğu ambargolar ve izolasyonlar var. Bunları tek aşan olay iletişimdir. Senin internetine ambargo koyamaz. Hayat iletişim üstüne kuruluyor. Mobilizasyon da yaygınlaşmaya başladı. Biz kendimize daha büyük bir ambargo koyduk” diyerek çarpıcı örnekler verdi:
Gelirin yüzde 80’i iletişimden
“3 G Türkiye’den daha önce bizde başladı. Üstelik 10 ay gibi bir süre önce başladı. 90’lı yıllarda Güney Kore’nin ihracatı Türkiye’nin 10’da 1’i kadardı. Bugün Güney Kore’nin ihracatı 940 milyar dolar. Türkiye de son 12 yılda çok hızlı ilerlemesine rağmen 153 milyar dolar’a gelebildi. Yaşadığı bazı olaylar da bu rakamı geriletti. Bu 940 milyar doların yüzde 80’i iletişimden geliyor. Yani ekonomisinin büyük bir kısmı teknolojiden ve iletişimden oluşuyor. Kendi ülkesinde bunu bedava veriyor. Çünkü iletişim ne kadar gelişirse ticaret hacmi de refah da o kadar gelişiyor. Buna tabii vizyon lazım. Gelen giden hükümetler “ben bunu tutayım, bunu vereyim” derdinde. Senin ekonominin en önemli 2 gelir kaynağı turizm ve ticaret. Gelecek olan turist artık ülkede internetin olup olmadığını, hızının kaç olduğunu soruyor. Çünkü dünyayla bağını koparmaması lazım. Halkın refahı için bu 4G’ye geçilmesi lazım. İlla Hükümet yapacakmış bunu. Buyursun yapsın ama yapamıyor. Parası yok çünkü. Hangi ülkede özel sektör kenara itiliyor da devlet yapmaya kalkıyor. Zaten hiçbir ülke özel sektörle yarışamaz, maddi olarak başa çıkamaz. En iyisini yapabilecek olan özel sektördür. Ama bizde bir özel sektör düşmanlığı var”
“Bizde özel sektör öcü olarak görülüyor”
Siyasilerin bütün dünyada devletlerin gelir kaynaklarının özel sektör olduğunu unuttuğunu da vurgulayan Çerkez konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizde özel sektörü öcü olarak görüyoruz. Aman bunlar güçlenirse bizim başımıza dert olurlar diye bakıyorlar. Yurtdışındaki arkadaşlarımla konuştuğumuzda bize gülüyorlar. Hala 4G’ye geçmeye çalışıyoruz. Çok değişik insanlarız gerçekten. Sonra milletvekili kalkıp iletişimin Malta’dan Rum tarafından daha pahalı olduğunu söylüyor. Güney’de gerçek ücret ve üstüne yüzde 19 KDV vergisi uygulanıyor, o kadar. Bizde ücret, üstüne yüzde 15 hazine payı sonra bunun üstüne akümülatif olarak, yüzde 35 özel iletişim vergisi, hepsinin de üstüne yüzde 20 KDV. 2 mobil şirket 750 bin aboneden kuruş kuruştopluyorsun bu paraları götürüp devlete veriyorsun sonra da mükafat olarak ekonomi ve gerçekleri bilmeyen ve ucuz siyasi çıkarlar uğruna halkı yanıltan milletvekilleri. Yazık çok yazık Kıbrıs siyasileri oy uğruna söylemeyecekleri laf yok. ”
İlginizi Çekebilir